Pişşştttt , Surprise…

Kaç zamandır, kaç yazıdır sürekli söylemek istediğim fakat bir türlü söyleyemediğim şeyi itiraf edeceğim…

Evet gerçek bir anne adayıyım. Daha hazır değilim galiba, hiç bir zaman da hazır olmayacağım ama çok farklı duygular içerisindeyim… Allah herkese bu duyguları tatmayı nasip etsin. 1

An itibari ile 10 haftalık 3 günlük bebeğim var :)

Sevgiler…

I have  a surprise, I am the pregnant and I have a baby who is 10 weeks and 3 days years old :)  I have diffirent feelings and I hope that everywomen has experienced these feelings. It is fascinating…

Lots of love…

Meldemoz…

 

Not: Fotoğraf,  o anın heyecanı ile çekildiği için çok çapulcu çıkmışım, beni affedin :)

Havadan Sudan İşte

İnternet’te saatlerce dolaşmayı, sörf yapmayı  ( ne demek se ?!),  ilgim olsun olmasın bir şey okumayı ve izlemeyi çok seviyorum. Üniversitede yurtta kaldığım, İnternet’in saatine para ödediğim ve saatlerce sıra beklediğim için çok fazla bilgisayar başına oturamazdım. İçimde ukde mi kaldı bilmiyorum ama son birkaç yıldır bilgisayar ile yatıp uyuyabilirim, hiç sıkılmadan…

2010 yılının başında evlenip İstanbul’a yerleştim. Eşimle üniversitede tanışmış olmamız benim Zonguldaklı, eşimin de Malatyalı olması,  nerede yaşayacağımız konusunda bizi hep sürünceme de bıraktı ki, yurt dışında yaşama hayali ile yuva kurarız düşüncesi ile bir baktık İstanbul’da ev kurmuşuz. Hani hava alanına yakın ya Avrupa’ya rahatça uçarız umudu :::P

Ben başka bir şey anlatacağım aslında. Uzun bir girizgah yapıyorum :)

Yukarıda yazılanlardan anladığımız evlenip İstanbul’a yerleştim ve İnternet’te dolaşmayı çok seviyorum…

Devamı ise şöyle;

Evlendikten sonra Ereğli’de gül gibi işimi bırakıp, İstanbul’a geldim. Yaklaşık 5-6 ay iş arama süreci oldu. Bu süre zarfında her yere başvurular – e-mailler- tanıtımlar vs. benimle ilgili ne varsa üst düzey yöneticilere gönderiyordum. Hani birazda idealistiz, KPSS ye girip, devlet baba da çalışalım hiç demedik. “Biz ekmeğimizi taştan çıkarırız, özel sektörün canına ben okurum” diyerek stresli günler, aylar birbirini kovalar oldu. :(

Her üniversite mezunu gibi, fakülte bitince beni havada kapacaklar zannettim ama iş arama süreci beni benden aldı ve Anacığımın dediği gibi “bu puanla , en iyi üniversite de Öğretmenlik okusaydın kızım, şimdi de gül gibi memur olmuştum” cümlesini tüm benliğime kazımış oldum.

Bu süreçleri;  hem okul bitince, hem de İstanbul’a yerleşince en ağırından yaşadığım için, tüm mezunlara tek dileğim,

Allah herkese ensesi kalın iyi bir referans nasip etsin. Diğer türlüsü özel sektörde çok zor, imkânsız değil ama minimum 4 ay ve stresli günlerin yanına kar kalıyor.

Velhasıl İstanbul’daki iş arama sürecinde nette sürekli dolaşırken, Blogları- Bloggerları fark ettim. Meğer ben ne geç kalmışım.

Millet; (yanlış anlaşılmasın, bende bu milletin içindeyim)  kaç yıldır ne giydiğini, ne içtiğini, en önemlisi fikirlerini rahatça paylaşabildikleri, yeni arkadaşlıklar kurdukları, sosyal bir sistem oluşturmuş. Herkesi okumaya başladım ama herkesi: D Görmemiş olunca tabi insan…

Sabahları ilk işim iş başvuru sitelerini açmak, ikincisi ise sevdiğim blogları tıklamak oluyordu.

Birçok kişiden o kadar çok şey öğrendim ki, benim için makyaj bir ruj ve rimelden oluşuyordu ki bloggerlar, Angel Brush’ı almama vesile oldu. Terzilere, “genel cerrah” gözüyle bakan ben, bazen masa başında bir şeyler dikerken buldum kendimi.  Hobiler, kişisel gelişimler, moda, yemekler, dünya görüşleri, insanların ev halleri … vs.

Çok meraklı biri olarak, yaklaşık 2009 dan beri sevdiğim blogları takip etmeye başladım. Her geçen gün birbirine bağlantılı olarak yeni yeni bloggerlar keşfettim. Meğer insan olarak paylaşacak ne kadar çok şeyimiz varmış: D

Çok dolmuşuz bee. :P

2010 yılında sürekli siteleri takip ediyorum ve sürekli bir şeyler öğreniyorum demek ki millete devlete hayırlı bir şeymiş diyerek bende blogspot adresinden blog açmaya karar verdim. Sonra daha profesyoneliz ya hani “.com” adresinden kendime uygun bir adres aldım ve burada devam etmeye başladım. Hala “Google friend Connect” butonu ekleyemezsem de ve beni azda olsa birkaç arkadaşımın okuması, takip etmesi hoşuma gidiyor. Belki maksimum 5 kişiyiz ama olsun.

Belki hiç kimse okumuyor :D ama ben eski tarihli yazdığım şeyleri okuyorum. Bazen gülüyorum. Yanlış yazmışım hızlı yazacağım diye, diyorum:D Güzel bir anı kalıyor. Kalem kağıt alıp günlük tutamasan bile, önemli şeyleri paylaştığın için blog senin günlüğün haline geliyor…

Çok güzel içimi döktüm ama diyeceğim husus şuydu aslında;

Yine böyle blogları takip ederken, fıstık gibi bir hatunun bloğunu buldum. Ve benim aklımdakini, bu hatun 1 yıl öncesinden yapmaya başlamış… Biraz üzüldüm tabi ama hayırlısı böyleymiş diyelim. Bir sonraki postumda en kısa sürede gelecek olup, kaç postur duyurduğum ama bir türlü yazamadığım sürprizimi yazacağım.

 Beklemede kalın.

NOT1: Bu kadar uzun yazıyı şimdi kim okuyacak derseniz,  sadece kalın puntolarla işaretlediğim kısımları okumanız, yazımı anlamanızı sağlayacaktır: P

NOT2: Şimdi bu yazıyı İngilizceye kim çevirecek yaw.  Ne diyelim “Unimportant issues has posted. :D

sevgiler,

Meldemoz